12/6/2008 · Kategori: bebek
Göbek kordonu anne karnındayken bebeğin anne arasında kan yoluyla oksijen ile karbondioksitin ve besin maddeleri ile bebeğin atık maddelerinin değişimini sağlayan çok önemli bir yapıdır. Doğum sonrası artık bir işlevi kalmaz. Temiz ve kuru tutulursa yaklaşık 5-10 gün içinde düşer, yeri iyileşir. Bu zaman zarfında bebeğinizi her gün bebek yağları veya losyonlarıyla göbeğini koruyarak silebilirsiniz.
Göbeği düşesiye kadar, henüz düşmemiş göbek kordonunu bezin içine koymadan, dışarıda bırakacak şekilde bezini bağlayınız. Bu şekilde mikropların bulaşmasına çok açık olan göbek kordonunun idrarla ıslanmasına ve mikrop kapmasına engel olursunuz.
Son çalışmalarda izopropil alkol kullanımı önerilmemektedir.
Göbek bağı kullanmayın. Bu süre içinde bebeğinizi sünger banyosu ile temizleyebilirsiniz. Göbek düştükten sonra küvet banyosu yaptırabilirsiniz. Ancak ilk banyosu göbek kordonu kuruyup düştükten bir gün sonra yapılmalıdır.
• Bebeğinizin ateşi yükselirse,
• Göbek çevresinde kırmızılık oluşursa,
• Göbekte irin gözlenirse doktorunuza başvuru
KAYNAK:http://www.bebekveanne.com/gobek_bakimi.asp
12/6/2008 · Kategori: bebek
BABANIN YERİ
Hazırlayan: Bursa Sağlık Müdürlüğü Ruh Sağlığı ve Sosyal Hastalıklar Şubesi
Çocuğun büyümesinde ve gelişmesinde babanın çok önemli bir rolü vardır. Etkin bir baba rolü, çocuğun her türlü gelişimine olumlu yönde etki etmektedir.
Babanın çocuğu ile ilişki kurma biçimi, çocuğun kişiliğini etkiler. Babasından ilgi ve sevgi gören çocukların arkadaşları ile ilişkilerinde daha uyumlu, liderlik özellikleri gelişmiş, yetenekleri artmış çocuklar olduğu gözlenmiştir. Anne ve babanın birbirine uyumlu ve dengeli olması, çocuğun yetiştirilmesinde tüm gereksinimlerin karşılanmasında sorumluluk alması, çocuğun kendisiyle ve dünya ile barışık, mutlu bir birey olmasına katkıda bulunur.
Baba, çocuğun gereksinim duyduğu uyaranları sağlayan en önemli kişilerden biri olması nedeniyle, çocuğun zihinsel gelişiminde etkili olur. Baba sadece doğrudan davranışıyla değil, çevre düzenlemeleriyle de çocuğun zeka gelişimine katkı sağlar. Baba; çocuğun bağımsız davranmasını, çevreyi keşfetmesini destekleyen, cesaretlendiren bir tutum içerisinde olduğunda, çocuğun zeka gelişimi olumlu yönde etkilenmektedir. Babanın çocuğa oyun arkadaşı olması, konuşması, kitap okuması, dokunması çocuğun zekasını olumlu yönde etkilemektedir.
Babanın en önemli rollerinden biri de çocuğun cinsel gelişimi üzerindeki etkisidir. Kız ve erkek çocuğu doğuştan getirdiği kendi cinsiyet rolüne ait özellikleri ancak sağlıklı modelin izlenmesi ve taklit edilmesi yoluyla gelişebilmektedir. Babanın aile içindeki tavrı, fonksiyonu, çocuğuyla kurduğu yakın, açık ve güvenli bir ilişki, özellikle erkek çocuğunun baba ile özdeşleşmesini kolaylaştırmakta ve kendi cinsiyet rolünü geliştirmesine yardımcı olmaktadır. Erkek çocuğunun taklit edebileceği ya da yakın ilişki kurarak özdeşleşebileceği bir modele ihtiyacı vardır.
Aynı şekilde kız çocukları için de babanın rolü, karşı cinsi anlaması, kendine güven geliştirebilmesi açısından önem taşımaktadır. Babayla iletişimde bulunarak, erkeklere nasıl tepkide bulunacağını öğrenmektir.
Çocuğun gelişiminde, hayata hazırlanmasında uygun disiplin yöntemlerinin kullanılmasının önemi büyüktür. Disiplinin oluşturulmasında babaya önemli görevler düşmektedir. Babanın kızan, bağıran,otoriteyi temsil eden, kendisinden korkulan ve tehdit unsuru olarak kullanılan rolde olmaması gerekir. Babanın çocuğuyla açık, tutarlı ve belli esneklikleri olan bir ilişki kurması sağlıklı bir baba-çocuk ilişkisinde önemli bir rol oynar.
Babanın Çocuğuyla İletişiminde Dikkat Etmesi Gerekenler
-Çocuğa sevgi, ilgi göstermeli ve zaman ayırmalıdır. Çocuğa gösterilen sevgi ve ilgi sonucunda çocuk kendisine değer verildiğini, sevildiğini hisseder ve mutlu olur.
-Çocuğa sevgisinin içten, sıcak, yalın ve koşulsuz olduğunu göstermelidir.
-Bebeklik döneminde, bebeğin bakımına katılmalıdır. Bebeğin sağlığı, beslenmesi, temizliği, ağladığında sakinleştirilmesi ve tüm ihtiyaçlarını karşılaması önemlidir. Bu ilişki daha sonraki sürecek olan sağlıklı ilişkinin önemli bir parçasıdır,
-Çocuğu olduğu gibi kabul etmeli, başkalarıyla kıyaslamamalıdır,
-Çocuğun çabalarını, olumlu davranışlarını desteklemeli, başarısızlıkları karşısında sabırlı, sakin, yapıcı olmalıdır,
-Çocuğun sorumluluğunu ve ihtiyaçlarını anne ile paylaşmalıdır,
-Çocuğun hayatındaki önemini, çocuğa göstermeli ve ifade etmelidir,
-Baba davranışlarıyla çocuğa iyi bir model olmalıdır.
Babalar bazen çocuklarıyla yeterince zaman geçiremedikleri ve yeterince ilgilenemedikleri kaygısıyla çocuklarını hediye ve oyuncağa boğabilmektedirler. Oysa bu tavır çocukların yeni bir şeye sahip olmanın keyfini yaşamaktan alıkoymakta ve sürekli talep etmesine, sahip olduklarından memnun olmamasına neden olmaktadır. Üstelik baba ile çocuk arasında gerekli olan duygusal yakınlığın yerini de tutmamaktadır. Her gün oyuncak getirmek yerine, çocuğu kucağa almak, sohbet etmek, oyun oynamak, çocuk içinde baba içinde çok daha doyurucu olmaktadır. Babanın kısada olsa çocuğuyla özel zaman geçirmek ve bu zaman diliminde çocuğun duygusal ihtiyaçlarıyla ilgilenmesi çok önemlidir.
Babalık çaba gösterilerek öğrenilir. Baba bebeğiyle ilgilenir, konuşup, öpüp, koklar, bakımına yardımcı olur, birlikte zaman geçirirse, bebekle aralarındaki ilişki güçlenir. Bebeğin ihtiyaçlarını daha iyi anlayabilir. Babanın bebeğin bakımına katılması, babalık rolünü daha kolay benimsemesine yardımcı olur.
Babanın bebeğin bakımına katılması, bezini değiştirmesi, banyosunu yaptırmayı öğrenmesi, beslemesi, kucağına alması, ağladığında sakinleştirmesi yani yaşamının bir parçası olması baba-bebek arasındaki ilişkiyi güçlendirir ve annenin iş yükünü hafifleterek dinlenmesine imkan sağlar. Annenin ev işleri dışında kendine zaman ayırması, anneye güçlü bir duygusal destek ve enerji kazandırır ve bu hem aile içi ilişkilere hem de çocuğun sağlığına olumlu katkıda bulunur.
KAYNAK.http://www.bebekveanne.com/babanin_yeri.asp
12/6/2008 · Kategori: bebek
Bebeklerde uyku düzeninin oturtulması ailenin en onemli sorunlarından biri olmaktadır. Bu yazıda sizlere bu konuda birkaç öğüt verilecektir.
0-3 ay: Yeni doğan bebeğiniz ilk haftalarda günde 17-18 saat uyur. 3. ayda ise uykusu günde 15 saate düşer. Ancak bu uyku hiçbir zaman gece olsun gündüz olsun aralıksız olarak 2-3 saati geçmez. Böylece bu dönemde siz de hiçbir zaman 2-3 saatten fazla aralıksız uyuyamazsınız. Ya beslemek için, ya altını almak için veya sadece oynamak için uykunuz mutlaka bölünecektir. Bu durum çoğu bebekte 5-6.aya kadar sürer.Bu süre içinde size düşen görev bebeğinizin uyku alışkanlıklarını yerleştirebilmek için alıştırmalara başlamaktır.
-
Bebeğiniz uykusu geldiğinde gözlerini ovuşturmak, kulaklarını çekiştirmek gibi birtakım hareketler yapar. Bu hareketleri öğrenin.
-
Bebeğinize gece ve gündüzün farkını öğretmeye başlayın. Buna 2 haftalıkken başlayın. Gündüz onunla oynayın, konuşun, ilgilenin. Gece uyku vakti geldiğinde ışıkları karartın, oynadığınız oyunları mümkün olduğunca yavaşlatın. Onun ilgisini çekecek tüm aktiviteleri sınırlayın. Çamaşır, bulaşık makinesi vs. aletleri çalıştırmayın.
-
6-8 haftalık olduğunda bebeğinize kendi kendine uyuma şansı tanıyın. Onu yatağına yatırın, uyutmak için çaba sarfetmeyin, kucağınıza almayın veya sallamayın. Böylece kendiliğinden uyumayı öğrenme şansı tanıyın.
3-6 ay: 3-4 aylık olan çoğu bebek günde 15 saat uyur. Bunun yaklaşık 10 saati gece, 5 saati ise gündüzdür. Eskisi gibi her 2-3 saatte bir uyanmamaktadır. Geceleri ancak bir kaç kez beslemek için uyanabilirsiniz. Gündüz uykuları ise 2-3 parti halinde yaklaşık 5 saat olacaktır. Bu dönemde:
-
Bebeğinizin uyku saatlerini planlamaya başlayabilirsiniz. Geceleri 20- 20.30 sıralarında uyuması uygun olacaktır. Bu saatlerde bebeğiniz çok enerjik görünse de yatmasını sağlayın. gündüz uykularını da belli saatlere planlamaya çalışın.
-
Yatma zamanı için bir takım alıştırmalar geliştirmeye çalışın. Onu yatırmadan önce oynadığınız oyunları yavaşlatın. Pijamalarını giydirin. Hikaye anlatın, ninni söyleyin. Işıkları azaltın. Bunu her gün yaparak bebeğinizin yatma saati geldiğini öğrenmesini sağlayın.
-
Bebeğiniz gece uykusunu 10 saat uyuduktan sonra onu uyandırın. böylece gündüz uykularını da düzenli uyumasını sağlarsınız.
6-9 ay: Günlük uykusu yaklaşık 14 saattir. 7 saate yakın bir süre hiç uyanmadan uyuyabilir. Sabah ve öğleden sonra olmak üzere günde iki kez kısa süreli gündüz uykuları uyuması uyku düzeninin sağlanmasında faydalı olacaktır.
-
Bu dönemde yatma zamanı için daha önceden geliştirdiğiniz alıştırmaların faydasını göreceksiniz. Artık önceden alıştırdığınız gibi pijamaları giydirdiğinizde , hikaye okuyup ninni söylediğinizde uyku zamanının geldiğini kabul edecektir.
-
Her gün aynı saatte gündüz uykularına yatmasını sağlayın.
-
Kendi kendine uyuyakalmasını sağlamaya çalışın.
9-12 ay: Bu aylarda muhtemelen bebeğiniz geceleri 10-12 saat ve gündüzleri iki kez yarım- 2 saat uyuyor olacaktır. Size düşen ise yatma zamanı alışkanlıklarını bozmamasını sağlamak, kendi kendine uyuması için gerekenleri yapmak olmalıdır.
12-18 ay: Bu aylarda bebeğiniz günde 13-14 saat uyuyacaktır. 18 aylık olduğunda günde iki kez olan kısa gündüz uykularını öğleden sonralarıyarım- iki saatlik tek uykuya indirebilir.Size düşen ise yatma zamanı alışkanlıklarını bozmamasını sağlamak, kendi kendine uyuması için gerekenleri yapmak olmalıdır.
18- 24 ay: Geceleri 10-12 saat, gündüzleri 2 saatlik bir öğlen uykusu yeterli olacaktır. Bu aylarda çocuğunuz oluşturduğunuz alışkanlıkları yıkabilmek için çeşitli hilelere başvurabilir.
KAYNAK:
http://www.kadinhastaliklarivedogum.com
12/6/2008 · Kategori: bebek
Her annede yeterli süt olur mu?
Evet. Her kadın bebeği için yeterli süt üretebilir. Yeter ki, hamileliği boyunca bebeğini emzirme fikrine adapte olsun ve doğum sonrası bebeğini sık sık emzirsin. Hamilelik döneminde, doğacak bebeğin beslenmesine yönelik değişimler yaşanır. Hamileliğin 20. haftasından itibaren süt bezlerinde süt sentezi başlar. Ancak doğumla birlikte bu sentez daha da artar.
Göğsünüzün şekli önemli değildir
Süt veren keseciklerin sayısı ve büyüklüğü her kadın için aynıdır. Bu yüzden memenin büyük ya da küçük olmasının süt üretimiyle bir ilişkisi olmadığını bilmelisiniz. Memeye şekil veren kısım süt kesecikleri değil, kaslar ve yağ dokunuzdur.
Emzirerek sütünüzü çoğaltın
Doğum sonrası bebeğin anne memesini emmeye başlaması, süt salgısını arttıran en önemli uyarıdır. Bebek emdikçe uyarı beyne gider, beyin de cevap olarak kana prolaktin hormunu salgılar. Bu hormon, süt üretim keseciklerinde sütün üretilmesini sağlar. oksitoksin adlı başka bir hormon sayesinde de kesecikler kasılır ve içindeki süt, kanallara akar. Kanallar boyunca ilerleyen süt, göğsün kahverengi kısmının altındaki havuzda kalır. Bebeğin dili bu bölgeyi önden arkaya doğru dalgalandırması ve sıkıştırmasıyla da anne sütü, bebeğin ağzına akar. Bebeğin emmeye devam etmesiyle havuzdaki süt, bir yandan boşalırken diğer yandan yeniden dolar. İşte bu yüzden süt üretiminin devam ettirilmesi için sık emzirmek gerekir.
Sütünüz bebeğinize özeldir
Her annenin sütü kendine ve bebeğine özeldir! Üstelik bu sadece insanlar için değil, bütün canlılar için geçerli. İşte anne sütünü yavrusu için benzersiz bir besin maddesi yapan bu özelliktir. Örneğin erken doğmuş bebek için en ideal besin yine kendi annesinin sütüdür. Çünkü bebeğin o anda ihtiyaç duyduğu tüm maddeler, yalnızca kendi annesinin sütünde bulunmaktadır.
Emzirme göğüsleri bozar mı?
Bazı doktorlara göre, göğüsleri emzirmekten çok hamilelik bozuyor. Hamilelikte büyüyen meme bezlerinin doğumdan sonra birden bire küçülmesi göğüslerin bozulmasına neden olabiliyor. Fakat anne emzirirse, meme bezleri birden bire küçülmeyeceğinden, ‘emzirme göğüs güzelliği açısından faydalıdır’ bile denebilir
KAYNAK:http://www.bebekveanne.com/beslenme_emzirme_hakkinda_sorular.asp
20/4/2008 · Kategori: bebek
Anne sütüne bağlı sarılık uzun yillardan beri bilinmektedir. Anne sütü sarılığı erken ve geç olmak üzere iki dönem halinde incelenirse de ikisi arasında net bir ayrım yapmak güçtür ve aynı olayın devamı gibi de düşünülebilir. Erken anne sütü sarılığı ilk birkaç gün içinde görülür ve anne sütünün özelliklerinden ziyade, emzirmedeki teknik yanlışlıklara bağlıdır.
Bu dönemde, özellikle ilk çocuğunu doğuran kadınlarda anne sütünün miktarı ilk 24-48 saatte az olabilir. Annenin ve bebeğin emme konusundaki tecrübesizliği de buna eklenince ilk günlerdeki süt verimi düşer. Bu dönemde çocuk aç kalacak korkusuyla mamayla beslenme yapılması, süt miktarının daha da azalmasına yol açar.
Sonuçta bebek, yalnızca mamayla beslenen bir bebeğe kıyasla daha az beslenerek dehidratasyona girer ve mekonyum pasajı da gecikir. Normal, 3 kg.lık bir bebeğin mekonyumunda toplam 100-200 mg bilirubin bulunabileceği tahmin edilmektedir. Böylece artan enterohepatik dolaşım, hiperbilirubinemiye neden olur. Erken anne sütü sarılığını önleyebilmek için bebeğin sık sık emmesi sağlanmalı, bu konuda anneye destek verilmeli ve mamayla beslenme engellenmelidir.
Geç anne sütü sarılığı ise 3,5 günden sonra yavaş yavaş artan hiperbilirubinemi ile karakterizedir ve anne sütü içindeki bazı maddeler ile ilişkilidir. Bilirubin yüksekliği 2. haftaya kadar devam eder ve daha sonra yavaş yavaş azalarak birkaç ay içinde normale döner. Bebeklerde hemoliz bulgusuna veya herhangi bir hastalık belirtisine rastlanmaz. Tartı alımı ve bağırsak fonksiyonları normaldir. Tanı ancak diğer patolojik nedenleri ekarte ederek konur.
Geç anne sütü sarılığının nedeni olarak, anne sütü içinde bazen bulunabilen pregnan-3alfa-20beta-diol sorumlu tutulmuştur. Bu madde, in vitro olarak UDPGT'i inhibe eder. Yine anne sütü içindeki nonesterifiye uzun zincirli yağ asitleri de in vitro olarak UDPGT'i inhibe eder. Anne sütünün bizzat kendisinin, bilirubinin bağırsak emilimini artırdığı ve böylece karaciğerin bilirubin yükünü artırdığına dair bilgilerde bulunmasına rağmen bu da tam olarak kanıtlanamamıştır. Bağırsak florasının, anne sütü alanlarda ve mama ile beslenenlerde farklı gelişmesi ve böylece bilirubinin urobilinojene dönüşmesindeki farklılıklar da enterohepatik dolaşımı etkileyerek anne sütü sarılığı gelişmesine katkıda bulunabilir.
Tanı konduktan sonra yapılacak en önemli işlerden biri, anne - babaya gerekli bilgileri vermek, sarılığın 2-3 ay kadar uzayabilecegini. söylemek ve onları psikolojik olarak rahatlatmaktır. Anne sütü 24-72 saat kesilir ve bu dönemde bebek mama ile beslenirse sarılık hızlı bir şekilde azalır ve daha sonra anne sütü tekrar verilmeye başlansa bile sarılık artmaz veya 1-3 mg/dl gibi çok küçük miktarlarda artar. Ancak bu yöntem, tüm anne sütü sarılıklarında uygulanması gereken rutin bir yöntem olarak değerlendirilmemeli, bilirubin düzeyleri kernikterus açısından tehlikeli sınıra yaklaşan bebeklerde uygulanmalıdır. Anne sütünün kesilmesi ile sarılıkta düzelme olmuyorsa başka bir patoloji düşünmek gerekir. Bilirubin metabolizmasi ile ilgili kalıtsal defektler nadir olmakla beraber, anne sütü sarılığı gibi başlayabilirler.
« Önceki ::